25 Kasım 2009 Çarşamba

Havana



Küba'nın başkenti. Yaklaşık 2 milyon kişi yaşıyor. Oldukça geniş ve ağaçlı yolların üstündeki tek ya da iki katlı binalarda oturuyorlar. Eski şehirde, güzelim sahil kenarında o kadar çok boş ve yıkıntı halinde bina var ki, sanki şehir bir savaştan çıkmışcasına kasvetli duruyor. Yalnız kasvetli duran sadece binalar, Küba halkına bakınca endişelenicek bir şey olmadığını anlıyorum. Bize göre yokluk sayılacak şartlarda, herkes halinden bu kadar mutlu ve mesut olabilir. İlk durağımız, Havana'daki Devrim Meydanı. Havana'daki diyorum, çünkü sanıyorum bütün şehirlerde aynı isimli bir meydan var. Ne de olsa Devrim onlar için çok önemli, hatta onların herşeyi, Küba denince akla ilk gelen şeylerden biri. 9 gün boyunca Devrim bizim de herşeyimiz oldu desem, yanlış demiş olmam sanıyorum. Ne de olsa Küba'ya kadar gidip, Fidel, Che, Batista, Jose Marti, Domuzlar Körfezi Çıkartması, sosyalizm, komünizm gibi gibi kişiler, olaylar ve kavramlar hakkında geniş bir bilgi silsilesine maruz kalmamak mümkün değil. Sonuç olarak bu tatil eğlenceli olduğu kadar, öğretici de oluyor... Havana'da Devrim Meydan'ı dışında aklımda kalan şeyler, Devrim Müzesi, Capitolio, Cathedral Meydanı, sahil boyu, açık hava müzesini andıran ve sadece eski amerikan arabalarından oluşan taksi durağı, 1 Cuc karşılığında fotoğraf çekmene izin veren rengarenk giyimli insanları, bomboş raflarıyla ekmek fırınları, bakkal ve eczaneleri, Küba'ya gidipte görmeden döneni döverler diye Tropicana Show'u (biz pek bişiye benzetemedik ama olsun), bizdeki tavla çılgınlığına paralel kapı önlerinde satranç çılgınlığı ve hepsinden ilginci yol bilmeden, dil bilmeden Havana'nın arka sokaklarında korkmadan kaybolmanın tadı.


Taksi Durağı


O bir klasik, Küba Travel Guidelarının olmazsa olmazı


Milli sporlarından satranç

Hiç yorum yok: