6 Aralık 2011 Salı

Londra Günlüğü-5



Koşuşturmaya da, Londra'ya da doyduk sanırım. Hala yapacak çok şey var ama galiba ben bittim. Son olarak insanların siparişlerini toplamaya, yeni bir yerler keşfetmek yerine, aklımızda kalan bir kaç yere uğramaya karar verdik bugün. Regents Park civarından Melo'nun mimari kitabını alıp, sokaklarda salına salına dolaştık, 1830'dan beri sadece ve sadece şemsiye satan bir dükkanın yanından geçtik.



British Museum'a da gittik ama pek bir şey anlamadık yorgunluktan. Günlerce gezsen bitmeyecek müzede, itiraf ediyorum daha çok insanları, daha dogrusu isanlarin sanatla olan ilişkisini hayranlıkla izledim.




Müze sonra bir şeyler atıştırıp, güzeller güzeli Covent Garden Market'a gittik. Kırmızı yılbaşı ağacı süslerine bayıldığımı ve aralık aynı boyunca kulağımda onlarla gezdiğimi eklersem, market alanını neden o kadar çok sevdiğim anlaşılabilir sanırım.



Günün ve seyahatin son durağı, London Transport Museum, Londra'nın ulaşım tarihine ayna tutan, çok renkli ve enteresan bir müze. Ulaşım araçları kadar, harita, tabela, logo gibi tüm ulaşım görsellerinin de görülebileceği kocaman ve kapsamlı bir sergi. Grafik tasarım alanında her zaman çok beğendiğim bu şehre veda etmeden önce, eski bilet ve poster koleksiyonları arasında gezindik. Geç olsun güç olmasın, umarım bizim de ulaşım hatlarımız günün birinde gelişir, belki torunlarımızın torunları trafik sorunu çözülmüs Istanbul'u görür.


Hiç yorum yok: