24 Aralık 2010 Cuma

Balıkçı Sabahattin


Sultanahmet'i avucumun içi gibi bilmem ama biraz bilirim. Son zamanlardaki otel görüşmeleri sırasında ara sokaklara da girdim çıktım. Ne tarafa gitsem, ben burdan geçmiştim, ben burayı biliyordum oluyorum. Balıkçı Sabahattin de ismini duymuş olmama rağmen, yerini bilmediğim ama merak ettiğimdi. Rezervasyon yaptırdık, yola çıktık. Bi kaybolduk bi kaybolduk ki anlatamam. Allahtan Sultanahmet çok keyifliydi. Sokaklar bomboş, insanlar tek tük.. Otoparkına arabamızı bırakıp, bahçedeki kapalı alanlardan birine girdik. Aralık 24'ü olmasına rağmen cennet gibi olan ılık havanın tadı çıkarttık. Mezelerimizi ısmarlarken, deniz mahsüllü pilavını, patlıcan salatasını atlamadık.

Muhabbet güzel olunca, mezeler de yanına yakıştı. Biraz şarap, biraz mezeyle karnımız doydu desem yeri ama üstüne kalkan söyledik. Tatlı ve meyve tabağını gördüğümde, durmanın zamanı çoktan gelmişti. Yemeklerin lezzetleri fena değildi ama ... Ortam, Sultanahmet tarafının ambiansı dolayısıyla keyifliydi. Bir dahaki sefere arabayla gitmek yerine yaya gitmeyi ve meydan çevresinde yürümeyi öneriyorum kendime.

Hiç yorum yok: